Matematik

Bütün öğrenciler matematiğin gücünü ve güzelliğini anlama fırsatını hak eder.

—National Council of Teachers of Mathematics (NCTM 2000), Principles and standards for school mathematics

Bana öğretmeye çalışan tüm öğretmenlerime minnettarım. O zaman öyleydi. Öğretmen herkese anlatırdı, alan alır, almayan almazdı. Ben aldığımı zannederdim. Amaç sınavlarda geçecek kadar not almaktı. Sevmek ve sevmemekle ilgili bir şey yoktu. Heyecan da… Ben iyi durumdaydım ancak çok yakın bir arkadaşım çok acı çekti. Belki öğrenemediği için acı çeken bir çocuk gördüğümde yüzünden anlıyor olmamın sebebi de budur. Matematikle ilgili birçok şeyi öğrencilerimle birlikte yeniden keşfediyor, heyecan duyuyorum. Hala bilmediğim neler var çok merak ediyorum.

Öğretmenin verici, öğrencinin alıcı olduğu; öğrenci beynini doldurulması gereken boş bir kova zanneden yanılgılar içinde 20 yıldan fazla öğretmenlik yapan bir öğretmen olarak, değişiyorum. Neleri eksik yapıyorsam farkına varmayı, neleri yanlış yapıyorsam bu yanlışlardan uyanmayı diliyorum.

Bir öğretmen olarak öğrenecekleri bir şeyi onlara sadece söylemiş veya göstermiş olmam yeter zanneder, bol bol anlatırdım. Sesim de gür, öyle gümbür gümbür anlatanlardan… Şimdi biraz susmayı öğreniyorum. (En zor kısmı da bu 😊 )

Çocuklar da büyükler gibi İhtiyaç duymadığı bir şeyi sırf birisi istiyor diye öğrenmiyor, o bilgi veya beceri günlük hayatta ne işine yarayacak bilmek istiyorlar. Her ne öğrenmelerini istiyorsam bir yerinde mutlaka düşünmelerini sağlıyorum. “Bunu bilmek ne işime yaracak?”

Her ne yapıyorlarsa, önce “Oldu mu?” diye kendilerinin bakmalarını, sonra “Olmuş mu?” diye arkadaşlarına gösterip onlardan tavsiyeler almalarını, en sonunda da “Olmuş mu?” diye uzman görüşü almalarını sağlarım. Büyükler de öyle değil midir? Bir aşçı çorbasını yapar, önce kendisi tadına bakar (öz değerlendirme), sonra tadı tuzu yerinde mi diye yanındakilere tattırır (akran değerlendirme), eğer öğreten biri varsa en son ona sunar (öğretmen değerlendirme), olmuş mu diye. Böylelikle öğrenmenin neresinde olduğumuzu, nerelerde nasıl hatalar yaptığımızı veya yapmadığımızı daha iyi biliriz

Ayrıca bütün öğrencilerimin aynı hazır bulunuşta olamayacağını, aynı hızla ve aynı şekilde öğrenmeyeceklerini biliyor, sakin ve sabırlı olmayı öğreniyorum. Geridekileri yetiştirirken, ileridekileri durdurmayacak şekilde grup çalışmaları organize etmede yeni yöntemler buluyorum.

Tüm bunların yanında her öğrenme kırıntısında kim, nasıl öğrendi diye bakıyorum. Yarının dersini ona göre planlıyorum.

Bendeki en büyük değişiklik, başka ülkelerde başka öğretmenler neler yapmış diye bakmaya başlamamla başladı. “Keşke daha iyi bir İngilizcem olsaydı.” dediğim zamanlar çok oluyor. Ama dil sorunumu “Google translate” yardımıyla çözüyorum. Toplama işlemi ile çalışacaksam çeşitli dillerde arama yaptırıp bakıyor, uygulamalardan esinleniyor, neyi farklı veya daha iyi yapabileceğimi görüyorum.

Aslında matematik öğretme konusunda okunacak bir şey yok sanırdım, yabancı birçok kaynaktan okumalar ve araştırmalar yapıyorum. Dilimize çevirisi yapılmamış kitapları PDF formatında satın alıp bilgisayarıma indiriyor, sonda PDF’ten WORD’e çeviren programlarda belgeyi değiştirip en sonunda çeviri programı yardımıyla okuyabiliyorum. Yani amatörce çeviri yapıyorum ama bu uğraşıma değiyor.

Hala bilmediğim neler var çok merak ediyorum.

Neleri eksik yapıyorsam farkına varmayı, neleri yanlış yapıyorsam bu yanlışlardan uyanmayı diliyorum.